1)
Enes radıyallahu anh'den
rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Hastalığın
kendiliğinden bulaşması yoktur. Uğursuzluk da yoktur. Ben hayra yormayı
yeğlerim
2) Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Falcının, büyücünün söylediklerine inanan,
Kur'an-ı kerime inanmamış olur.) [Taberani
3) (Fal baktıran, falcıya inanmasa bile, kırk gün
namazı kabul olmaz.) [Müslim
.4) Büyü yapan ve yaptıran ve bunlara inanan
bizden değildir( Tirmizi)
11)“Kim bizim bu dinimizde ondan olmayan bir şey ortaya çıkarırsa, o şey kabul edilmez.”
13)....Bize Saîd ibnu Mînâ tahdîs edip şöyle dedi: Ben Ebû
Hureyre(R)'den işittim, şöyle diyordu: Rasûlullah (S): "Hastalığın (sahibinden
bir başkasına) kendi kendine sirayeti yoktur, eşyada uğursuzluk yoktur. Ükey ve
baykuş (ötmesinin te'sîri ve kötülüğü) da yoktur, Safer ayında uğursuzluk
yoktur. (Bunlar Câhüiyet HURAFEleridir.) Fakat (ey mü'min) sen
cüzamlıdan, arsiandan kaçar gibi kaç!" buyurdu Buhari, Tıp, 19
14) Hz. Aişe (r.anhâ) anlatıyor: Resûlullah Efendimiz, bir gece,
biz hanımlarına garîb bir hikâye anlatmışlardı. Bu sırada hanımlarından birisi:
"Bu hikâye, tıpkı HURAFE
hikâyesi'ne benziyor" dedi. Bu söz üzerine Fahr-i Kâinat Efendimiz: "Biliyor
musunuz, hurâfe ne demektir? HURAFE, Yemen'in Uzre kabilesinden bir
adamın adıdır. Câhiliye devrinde bu adamı cinnîler esir almışlar ve uzun müddet
aralarında tuttuktan sonra, onu tekrar insanların arasına bırakmışlardır. HURAFE, insanlar içerisine döndükten
sonra, cinnîler âleminde gördüğü acâiblikleri halka anlatırdı. İşte, halk
arasında bu tür hikâyelere, "HURAFE sözü" denmiştir" buyurdular. Tirmizi, Şemail, 110
15) Hazreti Âişe'den rivayet edildiğine göre, çocuklar doğduğu zaman kendisine
getirilirdi de, onlara bereketli olmaları için dua ederdi. Böyle bir çocuk
kendisine getirildi. Hazreti Âişe çocuğu yatağına koymaya gitti. Bir de başının
altında bir ustura gördü. Oradakilere usturadan sordu (Bu nedir) ? Onlar
dediler ki, cinden korunmak için (cin çarpmasın diye) onu koyuyoruz. Hazreti
Âişe usturayı alıp, pnu attı ve bundan onları yasaklıyarak dedi ki: «—ResûlüHah
(Sallallalıü Aleyhi ve Sellem) uğursuzluğa yormayı hoş görmezler ve ona
buğasederierdi.» Hazreti Âişe bu uğursuzluğa yorma işini yasaklardı.[548] Bugün
çocuklara takılan boncuk ve boynuz gibi şeyler de, Hz. Âişe'nİn yasckladığı
âdetin başka bir örneğidir. Bunlar da HURAFE kabilinden olan ve cin çarpması
ile göz isabetini engelleyici şeyler değillerdir. Bun-forrn. İslâm İnanç ve
âdetleriyle bir İlgisi olmadığının en canlı misalini ve uygulamasını bu hadîs-i
şerifte buluyoruz. Çocuklara yapılması gereken şey, duadır, haklarında bereket
İstemektir ve onlara islâm terbiyesi vermektir.[549] Buhari, Edebü'l-Müfred, 314
16) Habbetüt-Temîmî anlattığına göre, Peygamber efendimizin
şöyle buyurduğunu babası işitti: «— Baykuşlarda (uğursuzluk diye) bir şey
yoktur. Yorum yapmanın da doğrusu, bayıra yarmadır. Göz değmesi de bir
gerçektir.»[552] Islâmiyetten önce Araplar baykuşun ötüşünü uğursuzluğa yorarlar
ve onun hareket ve ötüşünden bir lakım mânâlar çıkarırlardı. Peygamber Efendimiz
; «Baykuşta bir şey yoktur.» Buyurmakla bu batıl inana yok etmiştir.Buhari, Edebü'l-Müfred, 315
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder